Hayatımda izlediğim en güzel Beyaz Show bugündü diyebilirim. . Çok güzel bir program oldu. Program biter bitmez yazmak istedim nedense. . Sabahı beklemek istemedim. Emre Aydın’ın mütevazi tavrı, beyazın kırıp geçiren esprileri, muro ve grubunun varlığı programa apayrı bir hava kattı. . Gözlemlediğim kadarıyla Emre Aydın parçalarını seslendirirken biraz zorlanıyor gibiydi. Çünkü ekibi profesiyonel manada programın studyosunda tam anlamıyla çalmakta zorluk çekiyorlar ki zaten sanırım sadece akustik çaldılar.
Emre Aydın’ın oturuşu apayrı bir konu zaten. . Hayatımda öyle bir oturuş tarzı görmedim arkadaşlar. . Oturduğu yerde ayakları çapraz bir şekilde boşlukta sallanıyormuşcasına görünüyor. Zaten programın ilk başladığı dakikalarda beyaz buna benzer bir espri yapmıştı.
Konuklar arasında en dışta kalan Avrupa Yakası isimli dizinin oyuncusu Yaprak oldu sanırım. Muro ve ekibinin şarkı söylemesine hala anlam veremedim. Reklam için yaptıklarını tahmin ediyorum. Ki muhakkak öyledir. Çünkü hiçbirinde ses adına hiç denecek kadar birşey yoktu. .
Gelelim Emre Aydın’ın aldatılması konusuna.. Bu konuda bence çok soğukkanlı bir insan. Yanialdatıldığını çekinmeden tüm Türkiye’ye canlı yayında duyurabilecek kadar cesur bir insan. Kimin ne dediği konusunda ve sonradan nasıl davranacağını düşünmek konusunda yaptığı hiçbir eylem yok. Emre Aydın gibi kişiliği düzgün, herkes tarafından sevilen bir sanatçıyı kim neden aldatır diye düşünmemek elde değil.
Unutmadan söyleyeyim, Emre Aydın’ın sesini değiştirerek şarkıyı seslendiren başka bir bayan sahnesini gülme krizi geçirerek izledim. Ve bir insana ince ses bu kadar mı yakışır diye geçirdim içimden.. O sesle birde daha önceden yaptığı bir ropörtaj yine sesi değiştirilerek yayınlandı.
Kısacası hayatımda bu kadar eğlendiğimi ve bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.
Teşekkürler Beyaz.
(Dipnot: Fanta Gençlik Festivali kapsamında yapılan konserler arasında Emre Aydın’ında yer alması Beyazıt ve Emre’nin yakınlaşmasına ortam hazırlamış gibi görünüyor. )
Son Olarak Emre Aydın’ın Canlı Performansla seslendirdiği “Dayan Yalnızlığım” parçasını alta koyuyorum.
Bugün akşam üzeri saat 20:00 suları bir arkadaşla tanıştım. Ortak yönlerimizin olduğunu anlamıştım hemen. Çünkü onu ben eklemiştim ve ben de kolay kolay kimseyi eklemem. Biraz muhabbet ettik. Çok sempatik ve sıcak kanlı bir arkadaşmış. . Ve web dünyası üzerine birçok projeleri var. (Yaklaşık 8 sitesi var ).
Bende bu konularda yeni olduğum için, Erdemin kafasını ütülemeye başladım. Her 10 dakikada bir farklı saçma sorular yöneltiryordum. Umarım alışmıştır bana. Neyse sonunda kendi siteleri arasında yer alan Emocular.com adresine backlink vermesi konusunda ısrarlarımı dile getirdim.
Ve sağolsun beni kırmadı. Bugün ya da yarın ki bugün ekler diye tahmin ediyorum sitemi ekliyecek. Diğer sitelerine de ekler niye eklemesin de ben yüzsüzlük yapmak istemiyorum. Duy beni Errddeemm! xD
DENİZLİ’de hırsızlık için girdiği evden 2 bilezik çalan, yakalanacağını anlayınca cinsel organında saklayan 22 yaşındaki A.U. adlı kadın, devlet hastanesine götürüldü. Cinsel organına sakladığı 2 bilezik hastanede çıkarılan A.U. ile birlikte hırsızlık olayına karıştıkları öne sürülen 3 zanlı gözaltına alındı.
A.U., 20 yaşındaki S.A. ve 17 yaşındaki D.K., İlknur Özener’in Hürriyet Caddesi’ndeki evine kapısını tornavidayla zorlayarak girdi. Evden 2 bilezik ve 6 küpe çalan 3 kadın kaçmaya başladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgede çalışma başlatan polis, üç kadın hırsızın G.U.’nun kullandığı 45 SA 4512 plakalı otomobile bindiklerini tespit etti. Manisa yönüne kaçmaya çalışan zanlılar, Sarayköy İlçesi girişinde yakalandı. Gözaltına alınan 4 zanlının üzerinde ve otomobilde yapılan aramalarda bilezikler bulunamadı. Ancak, yüzükleri parmaklarına taktıkları belirlendi. Zanlılardan A.U.’dan şüphelenen polis, kadını Denizli Devlet Hastanesi’ne götürdü. Burada yapılan kontrolde A.U.’nun bilezikleri cinsel organında sakladığı ortaya çıktı. Suç aleti tornavadilar ise A.U.’nun göğüslerinin arasından gizlediği belirlendi. Polisteki işlemlerinin ardından 4 zanlı, adliyeye sevk edildi.
Koskoca 1 yıl daha geçti. Ve Cumhuriyetimizin ilanının 85. yılını kutluyoruz. Geçmişten günümüze o kadar çok değişiklikler var ki. Türkiye kaybolma aşamasında ilerlemelerine devam ediyor. Teşekürler Başımızdaki Büyükler.
Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesince “çocuğun
cinsel istismarı” suçundan yargılandığı davada tahliye edilmesi kararlaştırılan
Yazar Hüseyin Üzmez, tutuklu bulunduğu Bursa E Tipi Cezaevinden çıktı.
Elinde çantalarla cezaevinden çıkan Üzmez, burada gazetecilerin
sorularını yanıtladı.
Üzmez, cezaevinde “Hacdaki gibi” yaşadığını ifade ederek, “Çok rahat
bir yer, herkes görevini yapıyor. Sizinkiler diyorlardı ki; ’tek kişilik hücreye
konmuş’, öyle bir şey yok. Bütün arkadaşlar beni seviyor, ben de onları
seviyorum” dedi.
Üzmez, çalıştığı gazeteden özür dileyecek bir konumda olmadığını
belirterek, “Gazetem bir tanedir. Sizin hepinizle başa çıkıyor, daha ne
istiyorsunuz! Kırgın olduğum kimse yok. Ben Allah’a inanan bir insanım. İnsanı
sevmeyen, Allah’ı sevemez. Benim düşmanım yok, benim düşmanım Amerikancılar, bunu
bana yapmış olan dinsizler, din düşmanları ve kapitalistlerdir.”
14 yaşındaki mağdure B.Ç’nin annesi olan Livaze Ç’nin babası Arif’in, 20
yıl yanında çalıştığını ve namazında niyazında, dünyanın en dürüst adamı olduğunu
belirten Üzmez, o zamandan beri bu aileyle tanışıklığı bulunduğunu ve kendilerine
yardım edip, zekat verdiğini savundu.
Üzmez, hakkındaki iddiaların doğru olması durumunda tahliye
edilmeyeceğini ifade ederek, “Cezaevi, benim için tam bir medrese oldu. Ben,
sadece Rabbime hesap veririm kimseye hesap vermem” görüşünü dile getirdi.
Hüseyin Üzmez, şöyle konuştu:
“Demek ki takdiri ilahi buymuş. Aileden şikayetçi olmayacağım, onlara
karşı herhangi bir kırgınlığım yok. Aileyle aynı şekil ve samimiyette görüşmeye
devam edeceğim. Benim düşmanım şeytan, benim düşmanım nefsim. En çok kendi
nefsime ve şeytana kırgınım. Kime kırgın olayım?”
Dava sonunda beraat edeceğini ileri süren Üzmez, adalete güvendiğini
söyledi.
“Cumhuriyet Bayramında hep ’
Dağ başını duman almış’ söylenirdi. Ben de
yarın bağıra bağıra iftiharla Milli Marşımızı söyleyeceğim” diyen Üzmez, daha
sonra eşi Ayşe Üzmez’in kullandığı otomobile binerek cezaevinden ayrıldı.
Hiçbir Yorum Yapmıyorum. Lanet olsun bölye hükumete!
Ebru Gündeş’in Evet albümünü biraz önce dinledim. Kimi parçaları duygusal, kimileri klasik, kimileri kopmalık. İki parçası hoşuma gitti. Birincisi albümün çıkış parçası olan “Evet” diğeri ise “Harika”.
Özellikle Harika parçası gerçekten çok harika. Ebru Gündeş biraz daha pop a ağırlık vermeye başlamış gibi görünüyor. =) Söylemeden geçemeyeceğim dün cuma günü beyaz showda beyaz Ebru Gündeş’in Kapak resmine değinmişti. Yabancı bir sanatçı da aynı pozu vermişti diye. Ve adam üşenmemiş Ajdar’ı getirtmiş.Aynen altta bulunan kapak resmi gibi fotoğraf çektirmiş. Kopmuştum ya o dakika
Albümdeki Parçalar Şöyle;
Harika
Söz & Müzik: Serdar Ortaç Ölümsüz Aşklar
Söz & Müzik: Abdurrezzak Ravi İncigöz Evcilik Oynayamam
Söz: Fettah Can, Altay Biber Müzik: Altay Biber, Fettah Can Sadece Sevdim
Söz & Müzik: Reza Zarrab Evet
Söz & Müzik: Altay Biber Tükeneceğiz
Söz & Müzik: Sezen Aksu Kızıl, Mavi
Söz & Müzik: Ersay Üner Dert Faslı
Söz & Müzik: Reza Zarrab, İlyas Keçeci Evlenir Miydik
Söz: Hakkı Yalçın Müzik: Emirkan Dünya Dönüyor
Söz & Müzik: Orhan Gencebay
Son Not: Biraz önce Evcilik Oynayamam parçasını dinledim o müthiş manyakmış
Gecenin soğuk yüzüne inat yürüyorum. Yağmurun sert damlalarının yüzüme bir tokat gibi inmesinden korka korka yürüyorum. Direniyorum. Hayat mücadele değil midir zaten ? Acı çekmek değilmidir ?, Anlamsız soruların yanıtlarıyla boğuşmak değil midir ? Ağlamak değil midir ? Ağlıyorum.. Umut nedir şimdi daha iyi anlıyorum.
Seviyorum inkar etmiyorum, edemiyorum. Kendimi kaybediyorum. İstemiyorum. istemediğim halde yaşamaktan ve yaşatmaktan nefret ediyorum. Gözümü her kapattığımda yanaklarımdan süzülen o iki yaşın acısını çıkartmak için kin besliyorum.. Boğazımda düğümlenen her damla için bir kat daha acı çekiyorum. Alt tarafı aşk diyip geçmek istiyorum, unuturum diyorum yapamıyorum. Ya yaşamalıyım, ya da bu oyunu kaybetmeli..
Galiba kaybediyorum. Yaşamak istemediğim halde yaşamak zorunda olduğumu biliyorum. Her zaman düşündüğüm gibi yine düşünüyorum. Ya arkamdakiler.. Onları üzmek istemiyorum. Denemeye devam.. İyi ki varsın bitanem..
Yaklaşık bir haftadır Facebookta bayağı ilkokul arkadaşlarıma rastladım. Gerçekten işe yarıyor bu Facebook ya. Hadi hayırlısı diyelim. Bakalım daha bulabilecek miyiz. =)
Son Yorumlar